Ülke gündemi seçimlerin ve ABD başkanının ziyaretinin ardından hafiflemeye başladı. Bundan sonra ki süreçte en önemli gündemlerden biri ekonomi olacak. İşadamı ve Sanayicilerimiz, ülkede artık ekonomik bir istikrar oluşmasını bekliyorlar. Sıkıntılı geçen bir yılın ardından 2009’un ikinci yarısından itibaren olumlu bir seyir bekleniyor. 2010 yılından itibaren de ekonomik iyileşmenin daha fazla artacağı kanaati hakim. Sanayiciler, seçimlerin bitmesinin ardından ülke gündeminde ekonominin ön planda olmasını ve hükümetin bu yönde güçlü adımlar atmasını arzu ediyorlar. Hükümetin, seçimin ardından arka arkaya açıkladığı paketler, piyasaları biraz rahatlattı. Fakat yeterli değil. Yine de itiraf etmek gerekir ki, eğer bu destek paketleri açıklanmasaydı ekonomik durum daha kötü olurdu...
Krize rağmen, otomotivde yaşanan talep patlamasına, firmalar cevap vermekte zorlandılar. Tedbirli hareket etmeyi seven bir milletiz. Kriz lafı çıktığında veya ekonomik dalgalanma görüldüğünde köşeye çekilmeyi veya yastık altı çalışmayı tercih eden bir yapımız var. Kriz, insanımızı tedbirli ve dikkatli davranmaya sevk ediyor. Cazip bir satış kampanyası gördüğümüz de, krizi fırsat diye düşünerek yastık altındakileri çıkarıp değerlendirmek için yarışıyoruz. Tabi ki herkesin yastık altında parası yok. Çok ciddi sıkıntı çeken şahıs ve firmalar var. Hatta ödemeler dengesinin bozulmasından dolayı batan veya küçülmek zorunda kalan çok sayıda firma var. Biraz incelediğimizde bu firmaların fazla risk aldıklarını, plansız ve gereksiz lüks yatırımlara girdiklerini görüyoruz. Yaşanan bir kriz dalgalanması, bu firmaların zora girmesine sebep olmuş. Bu işin biraz sıkıntılı gözüken tarafı. Bir de işin öbür cephesinde, kanaat ve şükür duygusuyla hareket edenler var. Bunlar gereksiz şekilde banka kredilerine hiç bulaşmamışlar. Ölçüsüz ve riskli bir yatırıma girmemişler. Bunlar, fazla sıkıntıya girmeden işlerini dikkatli ve sağlıklı şekilde yürütmeye devam etmenin keyfi içerisindeler. Riske girenlerin işleri de, yaşamları da sıkıntılı ve moralleri bozuk. Bu moral bozuntusu içerisinde de sürekli ekonomiyi ve hükümetin politikalarını eleştiriyorlar. Yaşadığı sıkıntıdan dolayı kendini sorgulayan insan sayısı az gözüküyor.
Ziyaretlerde karşılaştığım iki ayrı tabloyu sizlere aktarayım: Birincisi, çarşıdan küçük bir esnaf. Kriz öncesi, lüks arabaya binen ve villa alan bu esnaf, nakit daralması nedeniyle alacaklarını tahsil edemediği için ciddi bir darboğaza girmiş. Lüks arabasını satarak, çok düşük model bir arabaya binmeye başlamış. Evde ki internetten tutun da, işyerinde ki telefona ve okuduğu gazeteye kadar birçok şeyi iptal etmiş. Geldiği noktayı sorgulamaya başlayan bu işadamı, krizin bir yönüyle rahmet olduğunu ve ayar yaptığını söylüyor. Eğer kriz biraz daha geç olsaydı, fazlasıyla riskli satış yaparak daha fazla sıkıntılı bir durum yaşayabileceğini ifade ediyor. Umudunu kaybetmeyen bu işadamının, borcundan çok alacağı var. Evini de henüz satmamış. Ticarette ki itibarını kaybetmemek için gerektiğinde son çare olarak evini satıp kiraya geçmeyi düşünüyor.
İkinci ve güzel bir örnek sanayi bölgesinden. Uzun yıllardır ticari faaliyet gösteren bu işadamı, organize sanayine geçmek yerine halen diğer sanayi bölgelerinden birinde faaliyet gösteriyor. Şu anda bir miktar daralma yaşasa da, kriz öncesi gibi üretim ve satışlarını sürdürüyor. Kendisi sektöründe güçlü ve marka bir firma. Yurt içi ve yurt dışına satışları halen devam ediyor. Firmanın sahibi duayen bir sanayici. İmkân olsa genç girişimcilerin ve yurtdışına açılmak isteyenlerin ders alabileceği şekilde birikime sahip. Fuarlara katılırken daima kanaat ve şükür duygusu ile hareket ettiğini ve aşırı bir hırs göstermeden gerekli çalışmayı yaptığını belirtiyor. Katıldığı yurt içi ve yurt dışı fuarlardan önemli tecrübeler edinmiş. Türk firmalarının birçoğunun büyük beklentilerle fuara katıldığını ve bunu kısa süre de göremeyince moral ve heyecanlarının kaybolduğuna dikkat çekiyor. Bu firmaların, katıldıkları üç dört günlük fuarlarda, sürenin dolmasını beklemeden erkenden ayrılmaya başlamalarını yanlış buluyor. Kendisi, mümkün olan bütün süreyi son dakikaya kadar kullandığını, moralini hiç bozmadığını teslim ve tevekkül anlayışıyla hareket ettiğini belirtiyor. Bazı fuarlarda da son dakika golü attığını ve önemli bağlantılar gerçekleştirdiğini dile getiriyor. Boşuna dememişler tecrübe çok önemli diye. Hem genç girişimcilerimizin, hem de deneyimi yetersiz işadamlarımızın, tecrübe birikimine sahip işadamlarımızdan daha fazla istifade etme adına gayret etmeleri önemli. Bunun ötesinde, ekonominin bundan sonra ki süreçte bazı dalgalanmalar olsa bile, daha olumlu seyredeceğinin düşünerek, imkân durumuna ve aşırı riske girmeyecek şekilde, yatırım ve açılım planları yapılmalı. Kurumsallaşmaya ve teknolojik gelişime uygun çalışmalara ağırlık verilmeli.