Teknolojinin baş döndürücü ölçüde hızla geliştiği bir çağda, teknolojiyi bilgiye dönüştürebilme başarısı gösteren, toplumların ayakta kalma şansları yüksek olacaktır.
Öncelikle bilgi edinme, belirli bir gayret ve azmi gerektiriyor. Bilgiyi elde eden, belirli mesafe kat etmiş demektir. Sonrasında elde edilen bilgi birikiminin teknolojiye döndürülmesi çok önem taşıyor. Peki bilgiyi teknolojiye dönüştürmek nasıl olacak?
Bilgiyi teknolojiye dönüştürebilmenin en önemli yollarından biri, üniversite- sanayi kavşağının daha etkin ve planlı bir biçimde kullanılmasından geçiyor. Bu kavşak, batı ülkelerinde çok yoğun şekilde kullanılırken bizde ciddi bir boşluk gözleniyor. Batı’da sanayinin önünde, akademisyen ve bilim adamları yer alırken, Türkiye’de böyle bir şey yok.
Geçenlerde kendisiyle sohbet etme imkanı bulduğumuz büyük holding temsilcilerinden bir dostumuz, Budapeşte’de sanayinin önünde akademisyen ve bilim adamları yer alırken, Türkiye’de böyle bir uygulamanın olmamasını çok büyük bir eksiklik olarak görüyor. Akademisyenler bir vadide, işadamları ise farklı bir vadide öğrenciler de ayrı bir dünyada yaşıyor. İşadamları, bina ve makine için yaptıkları yatırımın çok az bir kısmını, bilgi ve teknoloji anlamında akademisyenler için harcayabilseler, işletmelerin yönetim ve üretim kalitesi artacağı gibi, karlılığı da yükselir...
Fakat nedense işadamlarımız buraya harcanacak parayı israf gibi değerlendirip, tasarruf sağlamaya çalışıyor. Oysa yabancı bir makine ve işletim bilgisi için ciddi paralar harcanıyor. İşletme sahipleri, üniversiteden yararlanma adına ciddi gayret göstermeli. Akademisyen camiası ile yakın diyalog kurarak, bilgi be teknolojiyi daha iyi kullanabilmenin heyecanını yaşamalıdır. Bunu yaparken belirli bir bedel ödemeyi göze almalı ve sadece maliyet nazarıyla bakmamalılar.
Öte yandan, akademisyenlerde bilgiyi teknolojiye dönüştürebilmenin heyecanını yeterince yaşamıyorlar. İşadamlarından maddi olarak nasıl istifade edebileceklerini düşünüyorlar. Fakat önce gidip bir diyalog kurmayı, yaşadığı sıkıntılara basit çözümler sunmayı, öğrencilerle birlikte uygulamalı eğitim yapmayı neden düşünmüyorlar. Anlamakta zorlanıyorum. İşin teoriğinin ötesine geçmeyince sanayici de, öğrenci de ve dolayısıyla ülke ekonomisi kaybediyor.
Yabancı bir elektronik şirketi, Türkiye’de yatırım yapmak istiyor. Bunun için de ön bir çalışma yapma kararı alarak gazetelere eleman alım ilanı veriyor. Şirket bilgisayar ve dil bilen tecrübeli 500 kişiyi işe alacağını belirtiyor. Sonuçta beş bin kişi müracaat etmesine rağmen, istenen standartlara uygun sadece 50 kişi tespit edilebiliyor. Aynı şirket benzer uygulamayı Hindistan’da yapıyor. Hindistan’da inanmak ta zorlanacaksınız belki ama bir milyon kişi işe girmek için müracaat ediyor ve 30 bine yakın insan nitelikli bulunuyor. Sonuçta şirket yatırımını, buraya yapmaya karar veriyor. Ülkemiz hem ekonomik, hemde istihdam açısından kayba uğruyor.
Gördüğünüz gibi, bizde mezun çok olsa bile nitelikli ve yetişmiş insan gücü zayıf. Onun için hem üniversite camiası, hemde işadamları bilgiyi teknolojiye dönüştürebilmenin hayalini iyi kurup hayata geçirme adına gayret göstermeleri gerekiyor.
Saygılarımızla.
GENÇ SANAYİCİLER VE İŞ ADAMLARI DERNEGİ (GESİAD) İRFAN AVŞAR YÖNETİM KURULU BAŞKANI